Anime İzle - Türkçe Altyazılı Anime İzleme Sitesi
Anime izlemek için en doğru adrestesiniz! Anizm, Türkiye'nin en köklü ve en güncel türkçe altyazılı anime izleme platformudur. 2013 yılından bu yana binlerce anime severin güvendiği sitemizde, her gün yeni bölümler eklenmekte ve en popüler animeler türkçe altyazılı olarak yayınlanmaktadır.
Sitemizde aksiyon, macera, romantik, komedi, bilim kurgu ve daha birçok kategoride anime izleyebilirsiniz. One Piece, Naruto, Attack on Titan, Jujutsu Kaisen, Demon Slayer gibi popüler animelerin yanı sıra, az bilinen yapımları da türkçe altyazılı olarak takipçilerimize sunuyoruz.
Neden Anizm?
- Günlük güncellenen anime bölümleri ile her zaman en yeni içerikler
- HD kalitede, hızlı ve kesintisiz anime izleme deneyimi
- Profesyonel fansub ekipleri tarafından hazırlanan türkçe altyazılar
- Mobil uyumlu tasarım ile her cihazdan rahatça anime izleyin
- Anime takvimi ile haftalık yayın programını takip edin
Hemen ücretsiz üye olun ve anime izlemeye başlayın! Tavsiye Robotumuz ile zevkinize uygun animeleri keşfedin.
Yorumlar
Ah Miori'm benim... Kız çekindi ve biraz başka biri daha geliyor bu arada alakasız olacak ama spoiler sayılır azıcık bu tabi. Önemli kısımları gizlerim. Bu olayların daha %20'si bile değil ama kritik kısmının 3'de 1'i olabilir. Devamı geleceğini sanmıyorum zaten.
Bizim Haibara'nın başı bu Miori mevzuları yüzünden daha çook ağrıyacak. Öncelikle Miori'nin psikolojisine inelim. Aslında Miori'nin asıl isteği, Haibara'nın biraz daha güçsüz ve başarısız kalması, böylece onu kendi kanatları altına alıp teselli edebilmekti ama bu "bağımlı etme" taktiği Haibara'nın kendini geliştirmesiyle tamamen patladı. İşin acı yanı, Miori onu sadece "sevdiğini" sanıyordu ama aslında çocuğa deli divane aşık olduğunun çok geç farkına vardı. Zaten araya o mesafeler girmese, Haibara'nın o eski karanlık ve ezik haliyle bile sevgili olmaya dünden razıydı. Hatta zaman sıçramasından önceki o ilk (yetişkin oldukları) zaman çizgisinde bile beraber bir şeyler içtikleri özel bir sahne vardı; Miori yetişkinken bile aklı hala Haibara'daydı ve anca o yaşlarda onunla tekrar düzgün etkileşime girebilmişti.Tam bu duygusal karmaşanın ortasında hikayeye kilit bir karakter dahil oluyor- Saya. Müzik grubuna katılan bu yeni kız, çok tatlı gözüken ama inanılmaz ağır ve yıkıcı laflar sokabilen bir kurgu anlatıcısı rolünde. Neden kilit karakter derseniz; Saya, Miori'nin ta ortaokuldan beri Haibara'ya karşı ne hissettiğini bilen biri ve yeri geldiğinde Miori'nin bu bastırılmış duygularını diğerlerinin yüzüne vurup her şeyi ifşa etmek zorunda kalıyor. Tabi o da içten içe bizim oğlana biraz düşkün.
İşler asıl "Aldatma" söylentileriyle çığırından çıkıyor. Okulda Haibara hakkında iki büyük dedikodu patlıyor. Saya Olayı.. Haibara'nın Saya ile trenle beraber dönmeleri ve yakın takılmaları okulda yanlış anlaşılıyor. Miori ile Park Olayı Asıl Bomba.. Hikari ile sevgili oldukları dönemde, Miori duygusal olarak tamamen çöküyor. Haibara, çocukluk arkadaşını o halde perişan görünce ona duygusal destek vermek amacıyla sarılıyor. Tamamen masumane ve anlık bir teselli sarılması olsa da, bunu görmemesi gereken kişiler görüyor. Bu olaylardan sonra dedikodu kazanı kaynıyor "Miori tam bir yılan! Bir yandan okulun en popüler çocuğu Reita'yı parmağında oynatıyor, diğer yandan gidip Haibara ile parklarda gizlice kırıştırıyor!" diye korkunç laflar yayılıyor. Bu süreçte Hikari her ne kadar Haibara'ya "Sana güveniyorum" dese de içten içe çok kötü hissediyor. Grubun annesi gibi takılan Nanase duruma el atıp Haibara'ya "Kendine biraz çeki düzen ver, sen bu kızın sevgilisinin!" diye sağlam bir fırça kayıyor. En sonunda Haibara herkesi bir araya toplayıp konuşturmaya çalışıyor ama olaylar çoktan patlamış oluyor.Bu dedikodular ve içine düştüğü aşk acısı Miori'yi yiyip bitiriyor. Vicdan azabından kahrolan KIZ ORTADAN KAYBOLUYOR! Herkes, evet istisnasız herkes Miori'yi aramaya başlıyor. Uta arkadaşı kayıp diye falan perişan halde, hüngür hüngür ağlıyor, durum o derece üzücüydü zaten. (Birde bu bölümdeki Uta'nın aşkına kıyasla daha yıkıcı seviyede aşık olan Miori'nin olayını işliyoruz şu anda yani ne desem bilemedi serideki herkes artık alıştı Haibara aşk ritüeline.. neyse burayı unutun) İşte burada Reita ve Haibara arasında inanılmaz bir yüzleşme yaşanıyor. Reita aslında çıkma teklifini kabul ettiğinde, Miori'nin kalbinde Haibara'nın olduğunu bilerek bunu yapmıştı. Buna rağmen Miori'yi sevdiği için onunla çıkıyordu. Arama sırasında Reita "Onu ben bulacağım, sen karışma" kavgası başlatınca Haibara lafı yapıştırıyor "Kız ortada yok, kayıp! Sen ise hala 'onu kim bulacak' diye ego ve öncelik peşindesin!" Bu laf Reita'nın yüzüne tokat gibi çarpıp onu uyandırıyor. İşin garip tarafı, Reita yazarın o sezgisel kalemi sayesinde şu acı gerçeği çok iyi biliyor. En zor, en imkansız koşulda bile olsa Miori'yi bulabilecek tek kişi Haibara'dır. Reita'nın düşündüğü bu ve nitekim öyle de oluyor. Haibara, Miori'nin eski zamanlardan kalma saklanma huyunu ve bıraktığı ufak izleri takip ederek onu yine saklandığı o delikte bulmayı başarıyor.
Normalde LN'de şarkıları duymak imkansız veya yansıtılması zaten ses yok. Şarkıları duyabildiğim için çok mutluyum açıkçası ben şu anda. Cidden bu açıdan bakınca bile benim için her şey yeterli kalıyor.
Olaylar gerçekten çok saçmaymış fsdfdsf tam ergen draması olmuş :) Yorumun için teşekkürler, merakımı giderdim, daha da bu seriyle ilgilenmem 🙏🏻
Ne demek her zaman~ Demeyelim öyle aaa gençlik onlara göre hahaha~ Ben entrikaların basitce yorumlamasını yapıyorum ama oldukça karmaşık kendi içinde. Bu yüzden beni kendine çekti açıkçası saçma gelmemesi ve olayların kaotik seviyesinin gerçeklikteki payı.
Yine de seride bir tanede ergence diyebileceğin bir şey var o da Haibara'nın yaydığı mutlak güven. Lakin bunun olmasının sebebi geçen bölümlerde olan hatalı bir kulum ama kendimi hep düzelttim modu. Bu yüzden kusursuz görünen birinin geçtiği yolları okudukları için güveniyor olabilirler. Zaten Hikari bile o yüzden tutulmuştu ona. Yine de bir tık basitçe olmuştu ama ilerledikçe daha kendi tonuna oturdu çok şükür novelde.
Bu arada devamını yazdım olay sonrası ve ondan sonraki olay gibi istersen onu da okuyabilirsin ekstra olarak.
Saya'nın olayını yazmadım bir o da animede bile olmadığı için kimdir neyin nesidir diye olmasın diye. Kısaca sonradan olacak Nanase'nin olaylarını ve Miori olayının biraz devamını yazdım sadece.
Olayların birazcık daha sonrası bunlar. İlk özet, sonra olay sonrası var. En sonda yeni olay.
Miori'nin Haibara'ya olan romantik ilgisi aslında takıntı seviyesinde ama bunu o kadar uzun yıllardır içinde bastırıyor ki kendi bile tam idrak edememiş. Miori'nin asıl isteği hep şuydu "Haibara biraz başarısız ve güçsüz olsun, ben de onu kendi kanatlarımın altına alıp sıvazlayayım, teselli edeyim." Ama Haibara kendini geliştirince bu plan elinde patladı. Yıllarca sevdiğini çok geç, çocuğa deli divane aşık olduğunda fark etti. Neden daha önce adım atmadı dersen. Miori'nin içinde "Haibara başka kızı seviyor, başarısız olunca bana gelir" modu vardı. Haibara'yı kendisine çekecek potansiyeli %100 olsa da bunu yapmak istemedi. Çünkü araya girerse bunun hem çok adi hareket olacağını hem de sevdiği adama ve sevdiği kıza saygısızlık olacağını düşündü.
Kaybolma kurtarılma olayından sonra işler çok olgun bir yere bağlanıyor. Miori ve Hikari baş başa verip her şeyi konuşuyorlar. Miori, onca zaman taktığı o "destekleyen çocukluk arkadaşı" maskesini atıyor. Ortaokuldan beri Natsuki'ye aşık olduğunu, parkta duygularına yenilip ona sarıldığını ve çıkan o korkunç dedikoduların kendi zayıflığından kaynaklandığını ağlayarak itiraf edip Hikari'den özür diliyor. Hikari ise bir anime kızından beklenmeyecek bir olgunlukla Miori'yi affediyor ama çizgisini de çok net çekiyor ve "Natsuki'yi seviyorum ve onu sana bırakmaya hiç niyetim yok" diyor. İkisi kendi aralarında meseleyi çözüp "dürüst aşk rakipleri" olduktan sonra beraber Haibara'nın evine gidiyorlar. İşte bu sahne inanılmaz komik cidden bayağı güldüm... Haibara odasında büyük bir kavga, gözyaşı veya suçlama beklerken ecel terleri döküyor. Kızlar odaya tamamen senkronize, birleşmiş bir cephe olarak giriyorlar. Haibara kekeleyerek "Siz... kavga etmediniz mi? Aranız iyi mi?" deyince kızlar gülümseyip fırçayı kayıyor "Biz kendi aramızdaki meseleyi çoktan hallettik. Asıl toparlanması ve ne yapacağına karar vermesi gereken kişi sensin!" diyorlar. Haibara ikisi tarafından köşeye sıkıştırılınca "Kızlar birleşince ne korkutucu bir güç oluyorlar" diyerek kendi küçüklüğünü kabul ediyor. Bu sırada herkes alışmış "söz konusu Haibara olduğu için artık bu olanlar çok normal" kafasındalar.
Seride en göze çarpan detay, tüm kızların istemli veya istemsiz bir şekilde Haibara'ya max seviyede güven duyması. Grubun annesi gibi takılan Nanase'nin küçüklüğünden beri süregelen ağır bir piyano travması var. Sahnede izleyenlerin onu yargıladığını düşününce hastanelik olup bayılacak seviyeye geliyor. Haibara'nın o konser coşkusunu görünce piyanist olma hayaline geri dönmek istiyor ve Haibara ona şahane bir "kademeli maruz bırakma" taktiği uyguluyor "İzleyici sayısını azar azar, 5-10-20-30 kişi şeklinde artırarak çalacaksın" gibi şeyler gidiyorlar. (Sahnede Nanase'nin bayılma hastaneye gitme olayı oluyor ama bundan önce tabi orayı atladım) Nanase 30 kişiye gelince yine bayılacak gibi oluyor ama TAHMİN ET NOLUYOR? Haibara onun elini tuttuğu an KENDİNE geliyor. Çünkü Haibara'ya karşı hissettiği o ağır güven duygusu ve istemsizce gelişen sevgisi onu inanılmaz rahatlatıyor. Büyük ihtimal beraber aynı iş yerinde de çalışmalarının birazcık payı var. Neyse- Bir süre sonra Haibara sadece dibinde otursa bile yetmeye başlıyor. Nanase aslında Haibara'nın o güven veren, olgun ve destekleyici yapısına karşı içten içe çok ciddi bir çekim hissetmeye başlar. Ancak en yakın arkadaşı Hikari'nin Haibara'yı ne kadar sevdiğini bildiği için, kendi içindeki bu "yasak" duyguları bastırmak zorundadır. Nanase şu durumda aslında açık büfe gibi, Haibara boşta olsa rotası direkt belli onun eline hep gidecek ama kendini yakın arkadaşıyla beraber hiç riske atmak istemediği için Hikari'ye karşı durumu komediye vuruyor. Araya ufak bir Yuri şakası sıkıştırıp Hikari'nin elini kolunu tutup böyle romantik bir şekilde "Yanlış anlama, ben sadece Hikari'nin iyiliği için senin ne kadar güvenilir bir erkek olduğunu sınıyordum~" falan diyerek durumu toparlamaya çalışıyor. Hikari yemiş gibi yapıyor. Tabi Nanase ve Haibara durumun farkında. Bu Yuri bait kısmını idrak etmeye çalışırken asıl bomba patlıyor. Nanase tek başına çalamadığı için Haibara ve Hikari onunla sürekli piyano odasına kapanınca okulda o efsanevi ama saçma sapan Japon lisesi dedikoduları çıkıyor "Üç kişi içeride ne yapıyorlar?", "Hikari böyle mi seviyordu?", "Nanase de fenaymış" vb çok şükür bu olay şaka seviyesinde kalıyor ama buradan da anlıyoruz ki Haibara'nın etrafına verdiği o "yürüyen güvenli liman" aurası herkesi etkisi altına almış durumda. Hikari yokken, Miori bunların el tutma kısmına şahit olup şok geçiriyor tabi.
Miori kendi yarattığı cehennemin esiri durumunda şu seride biraz. Ulaşılmaz bir yıldıza bakıyormuş gibi bir acıya dönüşüyor yavaşca. Nanase'den sonra Saya'nın olayı hemen bittikten sonra 10-11 cilt'de o mu patlıyor diye düşünüyorum...
Ya aslında konu başlangıçta güzel gelmişti ama asıl yetişkin olan kişinin Haibara olması gerekirken ergen bebeler daha olgun davranıyor :D Yani arada illa ergen draması falan olacak ama kavga edip saç baş girişmemişler sonuçta jdsfsdfs Haibara'nın yetişkin olarak "böyle davranırsam şöyle olur" sonucunu görememesi beni baydı. Bi Nanase kalmıştı diyordum zaten, böyle bir şey olacağı da belliydi, mayo alırlarken falan eyvah demiştim dsfsdfsf
O kadar Haibara'ya yetişkin değil diye söverken şöyle düşündüm bi yandan da, bu bebemiz zaten ergenliğini doğru düzgün geçiremediği için de tam bir yetişkin olamamış yani sdfsdfdfo yüzden Haibara'ya da ergen muamelesi yaparsak sadece bazı konularda deneyimi fazla olduğu için "mükemmel bir ergen" gibi görünüyor dfgdfgd okulun popi erkeği ve etrafında geçen kız kavgaları gibi bakmak lazım dfsdfdf Miori'nin karakterinin leş olması değişmiyor tabi sdfsdf şu an Uta'dan ettiğimden daha çok nefret ettim. Uta sadece aşık bir ergen, art niyetli değil :') Sonuç olarak, keşke lise yıllarına dönen ben olsaydım :D
Tüm yorumların için de teşekkürler, okumuş kadar oldum 🙏🏻
Ne demek ne demek her zaman~ Evet şu durumda Uta en masumane kız olarak kalıyor seride hahaha~ Olay tam değil ama fikir spoiler karışık bir şeyler anlatıcam kesin yine uzun olacak. Eğer sıkılırsan okumayabilirsin~
Haibara ise olgundan ziyade fazla deneyimli yazılmış. Hep pozitif olduğu içinde olgun gözükmüyor. Yani evet mükemmel bir ergen olarak gençliğini yaşamak istiyor dediğin gibi~ Ama böyle olursa şöyle olur gibi görende o serinin içinde. Asıl sorunda şu kimse en derin noktasına kadar göremezken o görüyor. Reita ise mesela tam aksi analiz ve mantık üzerinden sonuç çıkarıyordu. Haibara duygusal senaryoyu simüle ediyor tamamıyla şu anda. Sadece yanlışları ve doğru olmayacak şeyleri görmezden geliyor. Doğru olanı yapmak ve pişman olmamak peşinde o kadar. Bunun için tüm yakın çevresini hatta yakın olmayan çevresini bile memnun etme çabasında. Sonuç doğru yola götürecek veya çıkacaksa o anda olucakların önemi yok.
Lakin şuna katılamadım... Miori'yi kötü bir konuma koyamıyorum. Hatta aksine seviyorum Serika kadar olmasa da sevdiğim ikinci karakter bu seride. Sadece fazla çelişkili bir karakter olarak yazmış yazar. Yani çocuğa saygı duyduğu için yaptığı ve zaten başarsız olup bana döner gibi bir şey... Şu anda var ya ızdırıp bir acı ve kahroluyor zaten seri içinde iyi göstermişler. Ya kızın tam tamına seride üstüne 5 defa yükleniliyor hemde ağır bir şekilde yükleniyorlar hafifte değil. Seride Haibara'dan çok Miori'ye yüklenildi şu anda.
(Sen galiba kendine dürüst olamayan, adi davranan ve çelişen karakterlerden nefret etme eğilimindesin ondan olabilir. Ben onları genelde anlayıp idrak edip hissettiklerini hissetmek isterim. Yaptıkları yanlış veya doğru olması fark etmeksizin.)
(Şu önceki mesajda Nanase ile Haibara'yı gördüğü kısma ek bir şey getireyim. Miori kazayla görmüştü onları el ele tuttukları kısmı yani isteyerek bakmadı. Lakin bir resim koymuşlar az oluyor LN içinde bu... Bakarkende böyle ruh gibi olmuştu nasıl desem gözü kör kara bakıyordu. Sanki ulaşılmayacak uçsuz bir çukura bakıyormuşcasına...)
En azından volume 10-11 okumadım ama yine Miori'yle alakalı olay çıkarsa yazarın garezi olduğunu düşüneceğim artık. Yani bir tanesini kendisi hak etti hatasında dolayı desek ve bu yüzden tonla kez kalben hasar yediğini düşünürsek bence ödedi kefaretini. Kaldı 4 tane yine fazla. Mesela Uta'nın üstüne bir defa yüklenildi seri boyunca ve oysa ki serinin başında gördüğümüz bir karakter. Saya da mesela tip olarak Uta'ya benzeyen bir karakterdi yeni gelmişti ona da iki defa bir ağır birde hafif şekilde yüklendiler. Lakin çok hızlı çözüldü her şey o yüzden pek anlatma gereği duymadım. Tatlı bir karakteri var gibi duruyor ama ağır agresif dile sahip yıkıcı konuşmaları olan biri. Haibara BU KIZIDA ÇEKİDÜZEN VERDİ tabi kız sonra çevre edindi. Sivri ağır dilinden arkadaş edinemiyordu bile yani. Senin kötü bir yönün var diyelim kız bunu seni yerin dibine sokarak ağır bir şekilde söylüyor altından kalkamıyor çok güçlü yıkıcı bir dili var bende şaşırmıştı bu karakter ne böyle diye... Sonra birde arkadaş olalım diyor öyle biriydi yani. Neyse sonra yine aldatma olayı çıkacaktı tam onu da düzeltti. Gençliğini arkadaş çevresine terapi vererek yaşıyor Haibara VE KİMSE de sormuyor bu yaşta bu deneyim bu bilgi nereden geliyor diye. Nanase ise iki defa oldu az kısım olmasına rağmen biri hafif biri ağır olacak şekilde. Hikari 3 kere kritik yedi zaten ama kız sakin çünkü hem Haibara yanında ve hem ona güveniyor hatta aşık olduğuna kesin emin yani kıza verdiği güvenin haddi hesabı yok. Adam ondan başkasına bakmam modundaydı öyle de kaldı. Umarım devamında da öyledir ^^' Niye böyle dediğime gelirsek eğer~ Bunu ayrı atacağım~
Ayrı atacağım dediğim kısmın devamı~
Burası aşırı karışık ama Hikari'ye olan güveni ve sarsılmaz sevgisini hatta aşkını direkt düşünürsek eğer, Miori'ye olan sevgi saygısına eş değer tutuluyor. Novel de yazar bunu çok belli etti ve hatta bir kaç yerde bu arkadaşlarının iç sesi bile var. Hikari bizzat kendi bile söylüyor bana aşık olduğunu hissetsemde onu daha fazla seviyor diye. Tanınırlık ve hissiyat payıyla Miori kazansada Haibara'nın yine aklı tabi aşık olduğu kızda. Şu döneme dönme arzusunun sebebi Hikari zaten. Şu "gençlik" kısmının sebebi yine Hikari yani. Böyle onu değil bunu seviyorum o bunu seviyor gibi şeyler olursa eğer (benzetmelerim biraz ağırdı onları sildim buradan) ehm olmaz yani. Serideki en yakın arkadaş çevresi farkında. Özellikle Saya, Reita ve Nanase bunun farkında ama bir şey denilmiyor. Kimsenin hakkı yok yani zaten bu konuda pek ve sadece fikir verebilecek konumdalar. Lakin ona Hikari konusunda destek olmuş Miori'yi düşünürsek hakkı olduğunu düşünüyor. Hikari'nin kendisi dolaylı yoldan düşünüyor bunu evet. Yapabilecek hamleye hakka izne artık sahip açıkçası ama buna rağmen yapmıyor. Zaten çocuğu tanıdığı için başkasına bakmayacağını biliyorda olabilir veya dahalen yaptığı hatadan dolayı ağır vicdan azabı çekiyor olabilir.
Evet o dediğin bir kaç bölüm önceki sahnede Nanase onu mayo almaya çağırdı. Ya ben bile bayağı şaşırdım napıyor bu kız ama orada verdi zaten ilk sinyali. Haibara utanıp belli etmeseydi filan bunlar sanki iki aynı cins alışveriş yapıyor gibi yapıp çıkarlardı bizde böyle ağzımız açık izlerdik. Bu kızda anlasaydı başında ne tür bir ilgisi olduğunu çocuğa karşı... Aralarından en felaketi kendisidir bırakmazdı yani çocuğu ama öyle olmadı zaten.
Yazar nedense böyle farkındalığın yüksek olduğu sahnelerde bu karakterleri g*rizekalı veya "ben bencil değilim" gibi göstermeyi amaçlamış. Dürüst olmakta zorlanıyor kendisine herkes Haibara dışında. En büyük pürüzde bu sanırım bu serideki. Birde her yakın arkadaşı IQ yüksek ama tatlı tarafı baskın olmayan kızlar ve Haibara dışında herkesin EQ biraz düşük. Nanase dengeli kullananlardan olabilir şu anda bu aklını ama gerektiği bir yerde büyük ihtimal Hikari'nin aşkını ilgisini bildiği için bıraktı orada çok önceden beri.
Bu arada hiç anlatmadım ama zeka demişken aklıma geldi. Reita'da çok temiz kaliteli bir karakter. Hatta bir yerde kendini serserilere katıp böyle fedakarlık yapıp Miori'nin okuldan atılmasını engelleyecek bir şey yapıyor. Bu arada güçlü biri ciddi anlamda serideki bir çok kişiden daha zeki ve güçlüdür bu çocuk. Tabi Haibara yine napıyon dışarıda gel okula diyip plan vb yapıp yine onu barıştırıyor kendileriyle şu Miori'nin kaybolma olayından sonra bir şeyler oluyorda... Tabi bununda pişmanlığı ve yükü yine Miori'ye yükleniyor kız bunu da sırtlıyor. Çözülmüş gibi gözüksede bununda acısını çekiyor. Günah keçisi yine o oluyor. Haibara şu döneme döndüğünde mi Miori bu kadar ağladı acı çekti, yoksa dönmeden öncede bu kadar ağlayıp acı çekmişmidir çok merak ediyorum. Her neyse burası bu kadar yeterli çok yazıyorum zaten ama istersen tamamına anlatırım Reita olayının olduğu kısmı. Bu çocuğa da iki sefer ağır şekilde yüklendi olay çıktı filan yani.
Her neyse~ Bunları bir kenara atarsak, Nanase aynı yerde çalışıp onu ailesi kadar çok gördü zaten birde üstüne o kadar konuşunca filan hatta zayıf tatlı yönlerini filanda görünce ikisi de böyle hissetmiş olabilir.
Serika ile ilgili bir şey anlatmadım pek. Onla ilgili bir şeyi anlatma yüceliğine erişemedim diye düşünüyorum sadece. Zaten serideki en mistik, en sevdiğim ve en istikrarlı zeka oranlamasından her şeyine tut kusuruna bile ayılıp bayıldığım karakter. Ne anlatsam havada kalacak o yüzden hiç anlatmasam daha iyi. Onun üstüne çok şükür bir kere yüklenildi Saya olayında filandı o da bu kadarla kalıyor yani. Hafif veya ağır olan herhangi bir olayı kendi kendine çözebilecek kabiliyete sahip tek kişiydi birde seride sanırım.
ZZZZAAA uta s g ağa ztn gıcıktım NYSE miori Dsha iyiydi hiksrinden ama haketti başta söyleycekti
Uta gıcık değil aslında pekte sadece ilerlemeyi bilmiyor ve çekingen cidden. Miori evet bayağı sağlam bir yoldu ama onunda kendince sebepleri vardı. Keşke o sebebi kendine vermeden önce Haibara'yı küçümsemeyi bıraksaydı. Sözde onu sıvazlayacaktı filan ama işte istediği gibi olmadı... Tabi Novel'de felaket derecede pişman oluyor. Bildiğin kız kendini kaybediyor filan yani... Reita tarafında da adil olmadı hiç aslında zaten Reita ile kendisi bunu bilerek çıkıyorlar. Hatta neler neler oluyor seri içindeki en kritik olayların arasından bile en kaotik olanı oydu sanırım. Diğerlerinin bile o kısmı olmasına rağmen en çarpıcı olanı buydu yani. Zaten bu bölümde yazdığım uzun spoiler istersen okursun. Zaten animenin devamının geleceğini zannetmiyorum ve meçhul durumda bu animasyon kalitesi bir anda zirve yapıyorken bir anda düşük dibe iniyor. Chitose-kun'u yapan şirket bunu yapsaydı belki daha çekici dururdu insanların gözünde. Şu anda bile bazı tatlı hoş veya iyi sahnelerin bazılarını atlamışlar tabi anime açısında iyi ilerlemiyor gibi hissettirirdi diğer türlü çünkü.
Sen Nesin ya bitanesin en sevdiğim olaylar her yorumun merakla bekliycem artık. Ne güzel infolar,verdin ha bide dediğin gibiyse miori harbi deli ve aşırı platonik
Evet bir tık öyle gözüküyor hahaha~ Ne demek daha çok olay varda tabi bu en kritiklerinden biriydi anlatayım dedim o Miori'yi öyle gören çok kişi olmuştur.
Bu arada Miori olaylarının biraz devamı ve özeti var. Bunun dışında Saya denen anime de henüz olmayan karakterin olayını atlayıp Nanase'nin olayını da anlattım. Kendime yanıt olarak attım istersen onlarıda okuyabilirsin müsait bir zamanda. Tabi merak ettiysen oku yani~
Bende bunu bağımlı gibi 1. ciltden 9'a kadar nefessiz 13 buçuk saat aralığında bitirmiştim 1332 sayfa filan böyle bitti. Açıkçası bir anlık kısa gelmişti ama sayfa sayısını hesaplayınca çok fazla okuyup, kendi algımı bu Light Novel serisinin algısına kaptırdığımı fark ettim... Şu anda 10 ve 11'in orjinal ingilizcesini bekliyorum j-novel'de çıkan. Sabredemeyip Japonca sanal epub halini satın alma ihtimal çok yüksek şu sıralar tabi. Zaten bitmiş 11'den sonra artık olay filan olmayacakmış. Bitse bile 11'de şu cilt 12 çıkacak ama olaysız anlatımlar olacak. Yani ne yaptılar ne yapıyorlar gibi gibi...
Sonuda mükemmeldide Miorinin ağlaması üzdü hocam ya ama olsun böyle bitmesini beklemezdim doğrusu.
Novel'i okumasam bende böyle buruk hissederdim açıkçası. Lakin okudum daha da kötü hissediyorum onun adına yani böyle bir kıvamdayım. Bölüm içinde spoiler verdim sende istersen okursun devamı gelmeyeceğini düşünüerek oku yani. Geleceğini düşünüoyrsan denemeyebilirsin.
Uta daha iyiydi. Ya böyle yarım yamalak sezon getirmeyin. Adam akıllı 24 bölüm direkt getirin. Açıkçası bundan çokta beklentim yoktu ama YİNE de dedim belki bi şaşırtır bizi falan.
Utanın ağlaması koydu anime başladığında istediğim ilişkinib olması koydu ve MİORİ BALLI TURTAM NEDEN SON DAKKA AŞIK EDİYOSUN KENDİNE BENİ
Amannnn Miori finalde bombayı patlattın. Zaten hiç mutlu olmadın Reita çıkma teklifi edince, Natsuki'yi seviyodun başından beri o da belliydi. Kesin mangası rezil ilerliyodur iyisi mi burda kapatalım bence animeyi fdgdfgdfg
Mangası değilde ve o kadar devam etmiyor manga zaten... Lakin light novelde fena rezil rusva oluyor hatta beter oluyor kızcağız. Hatta seride dış dünyaya açılıyorlar o derece kötü bir duruma dönüyor yani. Oturup yas tutarsın o derece hatta yani şu anda çıkan olayları düşün mesela o çıkacak olaylara kıyasla hafif kalıyorlar.
Yani rezilden ziyade içeride karakterler kendilerinden geçip kendilerini rezil ediyorlar diyebiliriz. İyi anlamda olabilir belki bu okuyucu açısından... Onlar içinde bir şeyleri aşma çabası gibi duruyor. Bu bölüme gelip yazdığım yorum bayağı uzun ama okursan anlarsın~
Light novelsa zaten hiç okumam, yorumuna bakayım. Teşekkürler.
Tek sezonlukmus gibi geldide sorayım yinede 2. Sezonu gelecekmi yada duyuru falan ne zaman verilir
Çok fazla duygu karmaşası yaşadım neyse elinize sağlık
Bölümün yarısı şarkılarla ilgiliydi zaten sözlerini neden çevirmedinizzz:((
Crunchyroll'a yazabilirsin. Onlar çevirmediyse biz nasıl çevirelim?
Adam haklı
Bu yorumu silmek istediğinize emin misiniz? Bu işlem geri alınamaz.